Pres tuval, Yağlı Boya (24X18 cm)
Rüzgârın bin yıldır aynı şarkıyı söylediği geniş bir düzlükte, gökyüzü solgun bir maviyle açılırdı sabahlara. Gümüşi bulutların arasından sızan ışık, karla örtülü beyaz toprakları adeta bir masal sayfası gibi aydınlatırdı. O sabah Kapadokya’nın peribacaları, gri gölgeleriyle sanki eski zamanlardan çıkmış devlerin siluetleri gibi ayakta duruyordu.
Kış, bu topraklara hep ağır gelirdi; fakat bu ağırlığın içinde bir huzur saklıydı. Uzakta gördüğün o sivri kaya oluşumları, güneş ışığıyla hafifçe kızıl bir renge bürünür, kar örtüsünün üzerinde uzun ve kırık bir gölge bırakırdı. Sanki biri az önce buralardan geçmiş, ama izini yalnızca rüzgâr ve kar biliyor gibiydi.
Bir zamanlar bu kayaların arasında, “Sessiz Vadinin Bekçisi” denilen yaşlı bir derviş yaşarmış. Hakkında anlatılan, rüzgârı dinlediğinde geleceği duyabildiğiydi. Bir gün, kışın tam ortasında vadiden geçen bir yolcuya şöyl Devamını Göster